LOVE
Onu ilk gördüğün an, yüksek sesli bir ortamda bilesessizliği fark ettin.
Kalabalığın içinde “bana değil, kendine ait biri” gibi duruyordu.
Gözlerini kaçırmadan güldü, sanki seni değil kendi bildiği bir şeye gülümsedi.
İşte o andan sonra başladın ona ait olmaya.
Love kadını hızlı sevmez.
Seni tanımak istemez, önce kendini izletir.
O, geceye süslenerek çıkar ama sabaha kalmaz.
Aynı anda hem ulaşılabilir, hem çoktan gitmiş gibidir.
Bir gece birlikte sabaha kadar yürümüştünüz.
Hiç acele etmemişti, sessizdi.
Yalnızca bir ara durdu ve gözlerini sana çevirdi
İşte o an onun hikâyesinde yalnızca bir paragraflık yerin olduğunu anladın.
Love, bir ilişkiden sonra hâlâ şarkısını unutamadığınkadının kokusu.
Ve her notası, “keşke onu biraz daha geç tanısaydım” dedirten bir ah gibiteninde kalır.
Kutusu açılmış ürünlerin iade ve değişimi yapılmamaktadır.
ALPHA
Onu ilk tanıdığında, dikkat çekici bir özelliği yoktu.
Ama her hareketinde bir kesinlik vardı.
Soruları kısa tutuyordu, ama seni ciddiye alıyordu.
Dinliyordu. Gerçekten dinliyordu.
Kalabalık bir masada bile gözüne takıldığında fark ettin;
Sanki ortamla ilgisi yoktu, ama ortam onun etrafında şekilleniyordu.
Bir gün birlikte yürürken hava birden soğudu, omzundakiceketi sana uzattı.
Bir şey demedi.
Sadece baktı ve verdi.
Alpha, net ama açıklamaya ihtiyaç duymayan bir karakter.
Seninle yürürken başka bir yere bakmaz. Ama adını kolay kolay kimseye anlatmaz.
Alpha’nın kokusu, işte o duruş gibi:
Kendini belli etmez ama kalır.
Teninden sonra çantana, oradan hafızana yerleşir.
Ve ne zaman benzer biriyle tanışsan, onu hatırlatır.